Fındık, Karadeniz Bölgesi’nde doğuda Sarp’tan, batıya doğru Samsun’un, Terme İlçesi, Evci Beldesine bağlı bir köy olan Çamlıca’nın da içerisinde bulunduğu, Çarşamba Ovasına kadar olan kesimde bir kuşak halinde yetişmektedir.
Türkiye’de ekolojik fındık tarımı henüz sınırlı bir alanda yapılmaktadır. Kimyasal girdisi yoğun tarımla bozulmuş tarımsal arazilerimizin oranı sanayileşmiş ülkelerdeki seviyenin altındadır. Bu nedenle Türkiye, ekolojik tarıma elverişli olmasına rağmen dünyada maalesef söz sahibi değildir. Çamlıca Köyü, hem yükseltisi, hem de iklim özellikleriyle fındık yetiştiriciliği için uygun koşullara sahiptir. Ayrıca köy arazisinin çok eğimli olması açısından fındık tarımı uygun bir seçenek olarak belirginleşmektedir. Köy, ekolojik tarımın uygulanacağı arazide aranan koşullara uygundur. Çamlıca Köyü ana karayolundan 6 km içeridedir. Çevresinde sanayi tesisi, kentsel atık depolama alanı ya da maden işletmesi bulunmamaktadır. Bu özelliklerinin yanı sıra bir vadide yer alması nedeniyle diğer köylerdeki kimyasal ilaç kullanımından da etkilenmemektedir. Çiftçiler ekolojik tarım yapmaya başladıkları günden bu yana ekonomik anlamda bir değişme ve iyiye gitme yaşamamışlardır. Tam tersine, geçiş dönemindeki ürün miktarındaki düşüşten olumsuz etkilenmektedirler. Ancak bilinç ve davranış değişimi yaşadıkları, ufuklarının genişlediği bir gerçektir. Çamlıca Köyünde çiftçilerin yaşlı genç demeden, çoğunluğunun düşük eğitim düzeylerine ve sistematik bir eğitim almamalarına rağmen, pek çok çiftçinin çevreye karşı duyarlılık geliştirdiği, ekolojik tarımın gerekliliği ve yararına inandıkları, örgütlendikleri, imkânlar yaratmak için çaba gösterdikleri görülmektedir. Çiftçilerin ekonomik kaygıların ötesinde kişisel ve çevresel nedenlerle ekolojik üretime devam ettikleri anlaşılmaktadır. Ekolojik tarımda, fındıklarının daha lezzetli olduğuna, ailece daha sağlıklı ürünlerle beslendiklerine, doğayı ve yaban hayatı koruduklarına, kişisel ihtiyaçları için ürettikleri yiyeceklerinin lezzetinin değiştiğine, ailelerini kimyasal ilaçların etkisinden koruduklarına inanmaktadırlar. 1997 yılından sonra şirket ve çiftçiler arasında anlaşmazlıkların olması nedeniyle pazar garantisinin ortadan kalkması ve fındıkları ekolojik ürün olarak satamama sorunları yaşanmıştır. Bu sorunların yanı sıra geçiş sürecinde verim düşmesi, ekolojik tarım hakkında yeterli bilgi sahibi olamamaları ekolojik tarım yapan çiftçi sayısı, tarım alanı ve ürün miktarını azaltmıştır. Diğer taraftan ekolojik tarımı bırakmamış, dernek ve üretici birliği şeklinde örgütlenmiş çiftçiler de bulunmaktadır. Son dönemde, ekolojik üretim yapmayan ya da ara veren çiftçiler tekrar bu tür üretime yönelmişlerdir. Ekolojik tarımdaki en önemli sorun çiftçilerin bu konudaki bilgi yetersizliğidir. Ancak çiftçilerin ufuklarının genişlemesi nedeniyle köy dışından her tür bilgi kaynağına ulaşmaya çalıştıkları, araştırma yapan kişilerin sözlerini değerlendirdikleri görülmektedir. Çamlıca Köyünde çiftçiler, bilgiye açık durumdadırlar. Kimyasal girdisi yoğun tarımdan ekolojik tarıma dönüşüm yapmış çiftçiler, diğerlerine göre teknolojiye daha yatkındırlar. Çiftçiler, ekolojik tarımda zararlılarla mücadele yöntemlerini iyi bilmeleri gerektiğinin farkındadırlar. Çiftçiler bu konuda Samsun Il ve özellikle Terme Ilçe Tarım Müdürlüğü’nden yardım beklemektedirler. Dünyada bu tür bilgilendirme ve halkla ilişkiler kampanyaları yapılmaktadır. Örneğin, Çin Hükümeti, ekolojik tarımı desteklemek amacıyla konferanslar, büyük kapsamlı telkin çalışmaları yapmıştır. Geçiş döneminde verimin düşmesi, ekolojik fındık tarımının en önemli caydırıcı unsurudur. Oysa geçiş döneminin ardından verim artmaktadır. Ekolojik fındık tarımında verimin yaklaşık %3 daha fazla, maliyetin %6 daha düşük, çiftçinin tüccara satış fiyatı %12 daha fazla olması nedeniyle kimyasal girdisi yoğun tarıma göre daha kârlıdır. Çiftçiler, ekolojik üretim konusunda bilgilendirilmeleri ve geçiş sürecinde desteklenmeleri durumunda bu sorun kolaylıkla aşılabilecektir. Ekolojik üretimin Türkiye tarımsal üretimindeki payı %1’in altındadır. Türkiye, 1998 yılında 8.616.687 kg ekolojik tarım ürünü ihracı sonucunda 19.370.599 $ gelir elde etmiştir. Bu değerler 2004 yılında 16.093.189 kg ihracat ile 33.076.319 $ gelire yükselmiştir. Sertifikalı ekolojik ürünlerin hemen hemen tamamı AB ülkelerine ihraç edilmektedir. Ankara’da yapılan bir araştırmada hane halklarının yarıdan fazlasının ekolojik ürünler hakkında bir fikir sahibi olmadığı, bu konu hakkında bilgi sahibi olanlar içinde de ekolojik ürünler için fiyat farkı ödemeye hazır bir kitlenin bulunduğu belirlenmiştir . Bu durumda iç pazarda tüketicilerin ekolojik ürünler, kimyasal girdi kullanılarak üretilen tarım ürünlerinin sağlık ve çevreye oluşturdukları riskler konusunda bilgilendirildiklerinde ekolojik ürünlere olan talebin yükseleceği kuşkusuzdur. Terme’de ekolojik fındık kırma ve paketleme fabrikası bulunmasına rağmen, çiftçiler, bu fabrikada ekolojik olmayan fındıkların da işlenmesinden ve böylece bir miktar fındığın karışmasından endişe duymaktadır. Çamlıca Köyünde, ekolojik fındık kırma ve paketleme imkânının olmaması pazarlama sorununu doğurmaktadır. Çamlıca Köyü çiftçileri, sadece ekolojik fındığa yönelik kırma ve paketleme fabrikası olması durumunda, ekolojik tarım ürünleri üretiminin yabancı şirketlerin isteği ve kontrolünden çıkacağı görüşündedir. 2004 yılına kadar, Türkiye’de ekolojik tarıma özel bir destek sağlanmamıştır. 25 Şubat 2004 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile ekolojik tarım ürünleri ve girdileri üreten müteşebbislere tarımsal kredi imkânı sağlanmıştır. 30 Nisan 2005 tarihinden itibaren de ekolojik tarım üreticilerine doğrudan gelir desteğine ilave olarak ek destek ödenmesi sağlanmıştır. Çin’de, sürdürülebilir gelişimi teşvik etmek için 20 yıldan daha uzun süre doğal ortama zarar vermeden çalışan çiftçiler ya da köyler desteklenmektedir. Türkiye’de de bu tür çiftçiler ek katkılar ile desteklenebilir. Sözleşmeli üretim yaptıran şirketlerin ürün alım garanti vermemesi çiftçilerin pazarlama sorunlarını doğurmaktadır. Sözleşmeli üretim yaptıran şirketlerin ekolojik üretim projelerini hazırlamaları ve sertifika ücretlerini ödemelerinin ardından ürünleri satın almamaları durumunda sertifikaları çiftçilere teslim etmemeleri çiftçileri zor durumda bırakmaktadır. Sertifikası olmayan çiftçinin ürününü, ekolojik tarım ürünü olarak satması mümkün olmayıp yasal cezai yaptırımı bulunmaktadır. Çiftçiler böyle bir gelişmenin ardından ürünlerini konvansiyonel ürün olarak pazarlamaktadırlar. Ekolojik ürün sertifikasını veren kuruluşların denetimlerinin etkinliği çiftçiler arasında tartışılmaktadır. Ekolojik tarımda sertifikasyon kuruluşları, yaprak açımı zamanında (Nisan-Mayıs aylarında) tarım alanlarına gitmekte, gerektiğinde yaprak ve toprak örnekleri almakta, bu numunelere yaptıkları tahlillerin uygun olması durumunda çiftçi için sözleşmeli üretim yaptıran firma adına ekolojik ürün sertifikasını düzenlemektedir. Fındık tarımında kimyasal girdilerin ilki Aralık-Ocak döneminde, ikincisi Nisan ayında kimyasal gübre kullanımı şeklinde ve Mayısta ilaçlama şeklinde olmaktadır. Ekolojik üretim yapan çiftçiler, bu dönemlerin her birinde kontrol yapılması gerektiğine dikkat çekmektedirler. Çünkü yasalara aykırı davranan çiftçiler hem haksız rekâbet ortamı yaratmakta hem de tüm köyün ürünlerinin güvenirliğini düşürmektedir. Çamlıca Köyü, dünyada örnekleri olduğu gibi, “Model Eko Köy” olabilecek potansiyeldedir. Yaşanan sorunlar özellikle ekonomik beklentiyi öncelik kabul eden çiftçilerin ekolojik üretime geçmesini engellemektedir. Köyün tamamının ekolojik tarım yapmasıyla köyün korunaklı konumunun avantajı ile Liman Deresi vadisi “Ekolojik Vadiye” dönüşecektir. Bu durum “Ekolojik Turizm” gibi yeni fırsatların kapısını açacaktır. Not: Bu yazı, Ekoloji’nin 63. sayısında yayınlanan, ayni yazara ait “ Türkiye’de Ekolojik Fındık Tarımının Başlaması ve Etkileri Üzerine Bir Örnek: Çamlıca Köyü (Samsun) “ başlıklı makale esas alınarak hazırlanmıştır. Ekoloji Magazin | Dr. Semra GÜNAY
