1.2. Bahçe Bitkileri Yetiştiriciliği Türkiye sahip olduğu ekolojik koşulların uygunluğu nedeniyle bahçe bitkileri üretimi açısından dünyada önemli ülkeler arasında yer almaktadır. İşlenen tarım arazisinin %12.69’u bahçe bitkileri tarımında kullanılmakta olmasına karşın bahçe bitkilerinin bitkisel üretim değerindeki payı ise % 55.76’dır. Bahçe bitkileri dış satım açısından da büyük önem taşımaktadır. Tarım ürünleri dış satım değerinin yaklaşık yarısı bahçe bitkileri üretiminden sağlanmaktadır. Ancak bahçe bitkileri dış satım miktarının üretim miktarına oranı düşüktür. 2000 yılı değerleriyle dış satım oranı yaş meyvede % 3.02 ve yaş sebzede % 1.45 olarak gerçekleşmiştir.

1.2.1. Bağcılık Mevcut durum Ülkemiz yaklaşık 4 milyon ton civarında gerçekleşen yaş üzüm üretimi ile dünya üretiminin % 6’sını karşılamaktadır. Üretilen üzümün % 41.7’si kurutmalık ve % 35.4’ü sofralık, %17.4’i pekmez, köfter, pestil gibi ürünlerin yapımında ve % 5.5’lik kısmı da şarap üretiminde kullanılmaktadır. 2003 yılı verilerine göre, 565.000 ha bağ alanı ile Türkiye dünyada dördüncü sırada yer almaktadır. Üzüm üretimimiz 3.650.000 ton olup, meyve üretiminin % 30’una karşılık gelmektedir. Ülkemizde yer alan 9 tarım bölgesinin tamamında bağcılık yapılmaktadır. Birinci sırada yer alan Ege Bölgesi Türkiye üzüm üretiminin % 45.6’sını gerçekleştirmekte ve bağ alanlarının % 28.5’ine sahiptir, Ege Bölgesini Akdeniz ve Marmara bölgeleri takip etmektedir. Sofralık ve şaraplık bağ yetiştiriciliği hızlı gelişme eğilimindedir. İhracat açısından bağcılığın durumu değerlendirildiğinde kuru üzüm ihracatı büyük önem taşımaktadır. 210.000 ton çekirdeksiz kuru üzüm ihracat miktarı ile ülkemiz dünyanın en büyük ihracatçı ülkesi konumunda olup dünya pazarının yaklaşık % 44’ünü kontrol etmektedir.
Sorunlar Ülkemizde talebe cevap verebilecek yeterli ve sağlıklı asma fidanı bulunmamaktadır. Yerel çeşitlerimizin yeniden değerlendirilerek üretime kazandırılması çalışmaları yetersizdir. İhraç edilen ürünlerimizde tarım ilacı kalıntısı, ağır metal kalıntısı ve okratoksin-A sorunu ön plana çıkmaktadır.
Öneriler Modern fidan üretim tekniklerini kullanan fidanlıkların sayısı artırılmalı ve bu fidanlıklarda virüsten ari, klon seleksiyonu yapılmış çeşitlerle sağlıklı fidan üretimi sağlanmalıdır. Ülkede devlet kontrolünde sağlıklı ve ismine doğru anaç ve çeşit verebilecek en az 2 adet damızlık tesisleri kurulmalıdır. Bağ tesisinde kullanılacak dayanak ve tel materyallerinin geliştirilmesi; direk, tel ve bağlama aparatlarının çeşitlendirilmesi ve kullanıma sunulması gerekmektedir. Örtü altı üzüm yetiştiriciliği erkencilik ve ihracata yönelik olarak teşvik edilmelidir. Bu açıdan dış pazarın talep ettiği erkenci çeşitler tercih edilmelidir. Ülkemiz gerek sofralık, gerekse şarapçılık açısından özellikle dış pazarlarda kendine yeni piyasalar bulabilecek yerel üzüm çeşitleri açısından zengindir, bu yerel çeşitlerin kazanılmasına yönelik çalışmalar teşvik edilmelidir.
1.2.2. Meyve yetiştiriciliği Türkiye, dünyadaki sekiz gen merkezinden Yakındoğu ve Akdeniz Havzası’nı kapsaması nedeniyle birçok tür ve çeşidin anavatanı durumundadır. Bu bağlamda, kültürü yapılan 138 meyve türünden, subtropik meyve türleri de dahil olmak üzere 75 kadar tür ülkemizde yetiştirilebilmektedir. Bu genetik çeşitlilik, değişik çevresel koşullara adapte olan, farklı pazar taleplerini yanıtlayan ve özellikle organik yetiştiriciliğin ön planda olduğu günümüzde hastalık ve zararlılara dayanıklı çeşitlerin seçimine büyük ölçüde katkı sağlamaktadır.
1.2.2.1. Yumuşak çekirdekli meyveler Mevcut durum Yumuşak çekirdekli meyveler grubuna giren türlerin 2003 yılı toplam üretimi 2.962.000 ton olup, bu üretim içinde 2.500.000 ton ile elma en büyük payı almaktadır. İkinci sırada armut yer almakta olup, üretim miktarı 360.000 ton olarak gerçekleşmiştir. Ayva üretimi ise, 102.000 tondur. Yumuşak çekirdekli meyve türlerinde, üretimin önemli bir bölümü iç pazarda değerlendirilmektedir. 2002 yılında 14.504 ton elma ihraç edilerek 5.891.000 $ gelir elde edilirken, armutta bu değerler 12.821 ton ve 5.711.000 $’dır. Suudi Arabistan en önemli elma (%60) ve armut ihraç ettiğimiz ülke konumundadır. Elma için İngiltere, Almanya, Portekiz gibi Avrupa, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve eski Doğu Bloku ülkeleri ümitvar pazarlar olarak görülmektedir. Armut üretiminin yükselmesi durumunda ise, Ortadoğu ülkeleri, Almanya ve İngiltere gibi ülkelere ihracat şansı doğabilecektir.
Sorunlar Yeterli sayıda ismine doğru sağlıklı ve sertifikalı fidanlarla bahçeler kurulmamaktadır. Elmada son yıllarda spur çeşitler ve bodur – yarı bodur anaçlarla kurulan kapama bahçelerin devreye girmesiyle verimde artışlar sağlanmaya başlanmıştır. Ancak bu şekilde yetiştiricilikteki bilgi eksikliği nedeni ile verim ve kalitede yeterli bir artış sağlanamamıştır. Armutta ve ayvada genellikle karışık bahçeler şeklinde yetiştiricilik yapıldığından, standart çeşitlerle kurulu kapama bahçelerin sayısı azdır. Son yıllarda armut ağacı sayısında, üretiminde ve verimde azalmalar meydana gelmiştir. Bu azalmalar, 1990’lı yılların başında görülmeye başlayan ve hızla yayılan ateş yanıklığı (Erwinia amylovora Burril.) hastalığından kaynaklanmaktadır. Söz konusu türlerde üretimin artmasına karşılık ihracatta yeterli miktarda artış sağlanamamıştır.
Öneriler Bahçeler sertifikalı fidanlarla kurulmalıdır. Modern meyvecilik gereklerine uygun olarak, bodur ve yarı bodur klonal anaçlarla sık dikim uygulamalarının hızla yaygınlaştırılması ve modern budama sistemlerinin doğru şekilde uygulanması sağlanmalıdır. Avrupa’da elma yetiştiriciliğinin en önemli üretim maliyeti işçilik giderleridir. Şu anda Avrupa Birliğinde işçilik 10 Euro/saat’dir. Bu açıdan ülkemiz diğer üretim maliyetlerini de düşürdüğümüzde avantajlı konuma gelecektir. Sofralık tüketimin yanı sıra teknolojik ve sanayilik çeşitlerin geliştirilmesine ağırlık verilmelidir. Dünya ticaretinde aranılan bu çeşitlerin vakit kaybedilmeden Türkiye’ye getirilerek uygun ekolojilerde adaptasyonları yapılarak üretimlerinin yaygınlaştırılması, getirilmiş olan çeşitler ile ilgili çalışmaların kısa sürede sonuçlandırılarak üretilmeleri gereklidir. Ege ve Akdeniz Bölgelerinde soğuklama gereksinimi düşük olan çeşitler yetiştirilmelidir. Bu amaçla yurt dışında tescili yapılmış çeşitlerin yurt içinde hızla tescillerinin yapılarak sertifikalı üretime alınmaları gerekmektedir. Tüketim fazlası ürün rasyonel biçimde kurutularak, meyve suyu ve diğer işlenmiş ürünler biçiminde değerlendirilmelidir. Elmada karaleke, armut ve ayvada ateş yanıklığı hastalığına karşı, dayanıklı çeşitler belirlenerek kullanımları sağlanmalıdır. Alınacak kültürel önlemlerle ateş yanıklığı hastalığının yayılması önlenmelidir. Pestisit kullanımı azaltılarak Entegre Zirai Mücadele Yöntemleri uygulanmalıdır. Depolanacak üründe kalitenin korunması bakımından öncelikli olarak önemli üretim bölgelerinde, depo koşulları iyileştirilerek kontrollü atmosferli depo kapasitesinin ve miktarının arttırılması, soğuk zincir teknolojilerinin geliştirilmesi sağlanmalıdır.
1.2.2.2. Sert çekirdekli meyveler Mevcut durum Bu grupta yer alan kayısı, kiraz, vişne, şeftali-nektarin ve erik türlerinin 2003 yılı toplam üretimi 1.360.000 ton olup, en büyük pay 460.000 ton ile şeftali-nektarin türlerine aittir. Bunu kayısı (440.000 ton), kiraz (255.000 ton), erik (205.000 ton) ve vişne (120.000 ton) izlemektedir. Kayısı üretiminde Türkiye dünyada ilk sırada yer almaktadır. Sert çekirdekli meyvelerden kayısı taze ve özellikle kuru meyve olarak ihraç edilirken, kiraz taze olarak ihraç edilmektedir. Şeftali, erik ve az miktarda vişne dışsatımı taze ve kuru olarak gerçekleştirilmektedir. 2002 yılı verilerine göre, 66.763 ton kuru, 4.600 ton taze kayısı ihracatı gerçekleştirilmiş ve bu ürünlerden sırası ile 113.271.000 ve 3.524.000 $ gelir elde edilmiştir. Dünya sofralık kayısı dışsatımının %80 kadarı turfanda çeşitlerle yapılmakta olup, bu ihracatın yaklaşık %95’i üretici ülkeler durumundaki Akdeniz ülkeleri ile Avrupa ülkeleri arasında gerçekleşmektedir. Kuru kayısı için spesifik yöre olan Malatya’da üretilen kayısının tümü kurutularak ihraç edilmektedir. 2002 yılı verilerine göre, 19.042 ton kiraz, 27.579 ton şeftali-nektarin ihraç edilmiştir. Bu ürünlerin ihracatından elde edilen gelir 49.276.000 $ ve 8.076.000’ $ dir. İhraç edilen 4.595 ton taze erikten 2.706.000 $ gelir sağlanırken, 829 ton kuru olarak ihraç edilmiş ve bundan sağlanan gelir 837.000 $ olmuştur. Vişne ihracatı ise 100 ton gibi çok düşük bir değer olup, 109.000 $ gelir sağlanmıştır. Sert çekirdekli meyvelerden kayısı taze ve özellikle kuru meyve olarak, kiraz ise taze ve işlenmiş olarak ihraç edilmektedir. Şeftali, erik ve az miktarda vişne dışsatımı taze ve kuru olarak gerçekleştirilmektedir. Sorunlar Sert çekirdekli meyvelerde; ismine doğru, sağlıklı fidan üretiminin yapılmaması nedeniyle, meyve bahçeleri kalitesiz, hastalıklı ve yanlış çeşit isimli fidanlarla kurulmaktadır. Tohum ve klon anacı damızlıkları yeterli düzeyde değildir. Günümüzde çöğür anacı yerine bodur ya da yarı bodur klon anaçlarının kullanımı ile sık dikim sistemli bahçeler kurulmaya başlanmıştır. Üretilen çeşitlerde istenilen kalite ve standardın sağlanamaması nedeniyle ürün kalitesi dış pazar isteklerine cevap verecek düzeyde olmamaktadır. Sanayiye uygun çeşitlerin sayısı ve üretim miktarı azdır. Mevcut toprak koşullarına uygun anaç seçimi yapılmamaktadır. Bu durum, özellikle sert çekirdekli meyve türlerinde daha da önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Özellikle kiraz bahçelerinde tozlayıcı çeşide yer verilmemekte veya yanlış çeşit kullanılmaktadır. Yanlış yapılan budamalar nedeni ile özellikle kiraz ve vişnede yüksek boylu ağaçlar oluşmakta, bu da hasat işlemlerini güçleştirmektedir. Meyvelerde depolama olanakları ve teknikleri sınırlıdır. Depolama işlemi yeterince ve doğru olarak yapılamadığı için yaklaşık % 30 oranında ürün kaybı meydana gelmektedir. Öneriler Kaliteli ve standart çeşitlerle yeni plantasyonlar kurulmalı, modern yetiştiricilik teknikleri kullanılarak, birim alandan alınan verim artırılmalıdır. Kirazda son yıllarda Gisela serisi anaçlar ülkemizde kullanılmaya başlanmıştır. Ancak, bazı ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de, bu anaçlarla ilgili bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle Maxma, Wariot, Tabel, SL64 gibi klon anaçlarının kullanımı da desteklenmeli ve idris ve kuş kirazı populasyonu içinde uygun anaç seleksiyonu çalışmalarına hız verilmelidir. Özellikle kiraz ve Japon erikleriyle kurulacak bahçelerde uygun dölleyici çeşitlerin mutlaka bahçede bulundurulması gereklidir. Çeşit seçiminde, ülkemizin iklim avantajını iyi kullanarak özellikle sahil kuşağında ihracata yönelik erkenci çeşitlerin yetiştirilmesi teşvik edilmelidir. Tür ve çeşitlerin yayılışında bölgelere göre üretim planlaması yapılmalıdır. Avrupa pazarlarında “Türk Kirazı” olarak aranılan 0900 Ziraat (Salihli, Allahdeyen) çeşidinin üretim miktarının arttırılması gereklidir. Bu çeşidin hasat döneminin uzatabilmesi bakımından yetiştirme alanlarının genişletilmesi önem taşımaktadır. Böylece daha uzun bir süre dış pazara kaliteli ürün sunma şansı yakalanabilecektir.Ayrıca erkenci ve geç hasat edilen yeni kiraz çeşitlerinin hızla introdüksiyonu yapılıp adaptasyon parselleri kurularak üretime alınmalıdır. Kuru erik üretimi için tüm dünyada kabul görmüş çeşit olan D’Agen çeşidinin üretiminin yaygınlaştırılmasında büyük yarar vardır. Kiraz ve vişne için önemli bir maliyet sorunu olan hasadın mekanik veya kimyasal yolla yapılması için gerekli eğitim ve yayım çalışmaları yapılmalıdır. Bu amaçla makine kullanımı yaygınlaştırılmalıdır. İleri teknolojiye sahip sistemlerle donatılmış soğuk hava depoları, kontrollü atmosferli depolar artırılmalı, depodan alınan ürünün yine aynı soğuk zincir içerisinde, soğutuculu taşıtlarla pazara ulaştırılması konusunda çalışmalar yapılmalıdır.
1.2.2.3. Sert kabuklu meyveler Mevcut durum Türkiye, dünya sert kabuklu meyve ticaretinde önemli yeri olan türlerin hemen hemen hepsinin geleneksel yetiştiricisi konumunda olup, fındık üretiminde dünyada lider konumdadır. Türkiye fındık üretimi 2003 yılı verilerine göre, 490.000 tondur. Aynı yılın verilerine göre, 125.000 ton ceviz, 85.000 ton antepfıstığı, 48.000 ton kestane ve 38.000 ton badem üretimi gerçekleşmiştir. Bu üretilen miktarlardan 11.665 ton kestane ve 1.936 ton antepfıstığı ihraç edilerek 13.512.000 $ ve 8.320.000 $ gelir elde edilmiştir. 19 ton iç badem ve 213 ton kabuklu badem ihracatı gerçekleştirilerek, sırasıyla 22.000 $ ve 621.000 $ gelir sağlanmıştır. Cevizde ise kabuklu olarak 131 ton ihracat söz konusu olup, elde edilen gelir 421.000 $ olmuştur.
Sorunlar Fındık bahçelerinde çeşit karışımı söz konusu olup, bu çeşit karışımı standardizasyonda ve işlemede sorunlara neden olmaktadır. Fındık bahçelerinin büyük bir kısmı (özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi) yaşlı bahçeler olup, ocaklar arasındaki mesafe verimi olumsuz etkilemektedir. Ülkemizde fındık fidanı üretimi kök sürgünlerinin ayrılması şeklinde yapılmakta olup, kamu ve özel sektörde fidan üretimi amacı ile faaliyet gösteren herhangi bir kuruluş bulunmamaktadır.
