İhtiva ettiği maddelere Kudret-i Sonsuz tarafından bazı hastalıklara şifa vesilesi olabilecek özellikler verilmiş olan zencefil, Zingiber officinale bitkisinin köklerinden elde edilir.
 Elliden fazla çeşidi olan bu bitki, tıbbî ve ekonomik değere sahip olduğundan, Hindistan, Çin, Endonezya, Malezya, Nijerya, Fiji, Jamaika ve Sierra Leone gibi ülkeler başta olmak üzere, dünyanın pek çok tropikal bölgesinde yetiştirilir. Tedaviye vesile olan zingeron, gingerol ve shoagol gibi buharlaşmayan reçinelerin miktarı ve kimyevî özelliklerinden dolayı zencefil, İslâm, Çin ve Hint tıbbında yaygın olarak kullanılmıştır. Bu kimyevî maddelerin reçine, uçucu yağ ve şurup şeklinde de preparatları hazırlanmakta ve kullanılmaktadır.

Zencefilin hazırlanış şekline bağlı olarak, siyah ve beyaz olmak üzere iki preparatı bulunmaktadır. Siyah zencefil, bitki köklerinin kaynar suda haşlanıp güneşte kurutulmasıyla; daha kaliteli olan beyaz zencefil ise, bitki köklerinin doğrudan güneşte kurutulmasıyla elde edilmektedir.

Çin ve Hint tıbbında zencefil
Çin’de milattan 500 yıl önce bitkiler hakkında yazılan bir tıp kitabında zencefilden bahsedilmesi, bu bitkinin Çinliler tarafından asırlardan beri kullanıldığını göstermektedir. Geleneğe dayalı Çin tıbbında yaygın şekilde kullanılan zencefil, modern Çin tıbbında da yerini almıştır. Çin’de yayımlanan güncel ilâç kullanım rehberinde zencefilin tedavideki kullanım sahaları belirtilmektedir. Çinliler, zencefili mide ve karın ağrılarında, ishalde, soğuk algınlığında ve romatizmal hastalıklarda kullanmaktadırlar.

Hindistan’da zencefilin kullanılması, 2000 yıl öncesine dayanır. Özellikle güneşte kurutulmamış zencefil, soğuk algınlığı, bulantı, astım, öksürük, bağırsak kolikleri, çarpıntı, iştahsızlık, hazımsızlık ve romatizmal durumlarda tedavi maksatlı kullanılır. Bal ile tatlandırılmış zencefil çayı, Hint toplumu tarafından öksürük kesici olarak ve soğuk algınlığının tedavisinde kullanılmaktadır.

İslâm tıbbında zencefil
Eski dünyada halk ilâcı olarak aktarlar üzerinden kullanımı yaygın olan zencefilin, Avrupa ve Amerika’yla tanışması 15. yüzyıl sonralarına rastlar. Kullanımı insanlık tarihi kadar eski olan zencefili, o coğrafyada yaşayan ilk Müslümanlar da biliyordu. Asr-ı Saadet’te Hint hükümdarı tarafından gönderilen bir testi dolusu zencefilin Efendimiz (sas) tarafından Sahabe-i Kirâm’a ikram edildiği bilinmektedir. Tıbb-ı Nebevî’de zencefilin özelliklerinden sıklıkla söz edilmiştir. İbn-i Sina’nın eserlerinde zencefilin tedaviye vesile oluş özelliklerinin yanında, yaşlıların beslenmesinde de faydalı olduğu belirtilmiştir. Müslüman hekimler tarafından yazılan eserlerde, zencefilin bulantı, sindirim sistemi gazları, hazımsızlığın giderilmesinde tesirli olduğu ve romatizmal hastalıklara iyi geldiği, ayrıca görme gücünün ve iktidarın artmasında tesirli olduğu anlatılmaktadır.

Bu kadar faydası tespit edilen ve asırlardır kullanılan zencefile, Kur’an’da, cennet nimetlerinden bahsedilirken “…Cennetlikler içeceklerini kendi iştahları ölçüsünce tayin ederler. Onlara karışımında zencefil bulunan kadehler ikram edilir.” (İnsan, 76/16-17) şeklinde atıfta bulunulmaktadır.

Günümüzde zencefil
Günümüzde zencefilin tedavi maksatlı kullanılması üzerine yapılan araştırmaların önemli bir kısmını, bulantı ve kusmayla seyreden hastalıklar oluşturmaktadır. Bunlar arasında; ameliyat sonrasında, ayrıca taşıt tutması (hareket hastalığı), gebelik ve kanserlerin ilâçla tedavisi sırasında ortaya çıkan bulantı ve kusmalar sayılabilir. Zencefilin hareket hastalığında bulantıyı önleyici özelliklerinin diğer bulantı ilâçlarıyla karşılaştırıldığı bir makalede, bir gruba zencefil, bir gruba da diğer bulantı ilâçları verilmiştir. Daha sonra kişilere döner sandalye üzerinde hızlı bir şekilde dönme ve sallama hareketi uygulanmıştır. Zencefil verilen gruptakiler, ortalama 5,5 dakikalık bir tahammül gösterirken, diğer ilâçların verildiği grupta bu süre ortalama 3,5 dakika olmuştur (Mowrey ve Clayson, 1982). Literatürde, zencefilin deniz tutmalarına karşı tesirli olabileceği bildirilmiştir (Grontved, 1986). Zencefilin hareket hastalığına olan tesirleri ile ilgili olan bir araştırmada yolculuktan yarım saat ve iki saat önce olmak üzere iki ayrı tecrübede, iki saat önce alınan zencefilin daha müessir olduğu ortaya çıkmıştır (Wood, 1998).

Zencefilin hamileliğe bağlı bulantı ve kusmalara karşı faydaları da araştırılmıştır. Şiddetli bulantı ve kusması olan 30 hamileye düzenli olarak uygun dozlarda verilen zencefilin, bu rahatsızlıkları azaltıcı tesirleri olduğu (Fisher-Rasmussen, 1990), buna karşılık anne ve bebek üzerinde ciddi bir yan tesire yol açmadığı tespit edilmiştir (Portnoi, 2003).

Zencefilin ameliyat sonrası görülen bulantı ve kusmalar üzerindeki tesiri, 60 ve 120 kişilik hasta grupları üzerinde araştırılmıştır (Bone ve ark. 1990; Phillips, 1993). Her iki çalışmada da ameliyat sonrası ortaya çıkan bulantı ve kusmaların zencefil kullanımıyla önlenebildiği görülmüştür. İlâçla kanser tedavisi sırasında ortaya çıkan şiddetli bulantı ve kusmanın da, zencefil kullanımıyla engellenebileceğine dair araştırmalar vardır (Pace, l987). Ayrıca zencefilin, muhtemel tesir mekanizmalarının, sindirim sistemi ve merkezi sinir sistemi üzerinden oluşabileceği görüşü ortaya atılmıştır (Erst ve Pittier 2000).

Zencefilin romatizmal hastalıklar, damar sertliği, mantar hastalıkları, bağışıklık sistemiyle ilgili hastalıklar ve kanser üzerindeki tesirleri de son yıllarda araştırılmaya başlanmıştır.

Modern tıbbî araştırmalarla, Rahmeti Sonsuz tarafından zencefil içerisine yerleştirilen tedaviye vesile biyo-kimyevî özelliklerden sadece birkaçı keşfedilebilmiş durumdadır. Zencefilin, bugün için bilemediğimiz daha pek çok faydası, insanlığa hizmeti esas alan meraklı kâşifler tarafından keşfedilmeyi beklemektedir.

Dr. Musa SARAÇOĞLU

Zencefil için Yorum yok